Akülü sandalyeler için derin döngülü aküler

Ben kan hastası biriyim ve yıllardır da akülü sandalye kullanıyorum. Akülü sandalyemi ilk aldığım da bi 6 ay kadar kullandım ve sonra aniden akülü sandalyemin aküleri boşalıverdi. Bu işlerden anlayan sanayide çalışan bir arkadaşıma gösterdiğimde bana akülerin bittiğini söyledi. Bittiyse yapacak bir şey yok deyip hemen 12 volt 33 amper yeni bir çift akü daha aldım. Bu aldığım akülerde 8 ay sonra kullanılamaz hale geldi.

Yahu bu işin bir çıkar yolu yok mudur diye araştırma yaparken gördük ki ben hatayı baştan yapıp akü seçiminde yanlış akü tercihinde bulunuyormuşum. Meğerse akülü sandalyeler sürekli doldur boşalt edildiğinde akülü sandalyelerde deep cycle özellikli akü kullanılacakmış.

Not: jelakuler.net adresinden deep cycle özellikli akünün ne olduğunu detaylı anlatılmış. Ben teknik ayrıntılara girmeden kendi başımdan geçenleri anlatıyorum.

Yaptığımız araştırma sonucu deep cycle özelliğine sahip birkaç akü markası bulduk. Hepsiyle tek tek görüştüm. Açıkçası fiyat olarak benim şimdiye kadar satın aldığım ama verim alamadığım akülere göre 3-4 kat fazla fiyat istediler. Tabi can malın yongası demişler atalarımız. Fiyat bu denli yüksek olunca ben son kez daha şansımı denemek adına reklamlarda adını sıkça duyduğum ama deep cycle özelliği olmayan bir akü daha aldım. Bu aküde 1 yıl kadar anca gitti. Sonunda paraya kıyıp deep cycle özelliğine sahip Amerikan menşeli bir çift akü aldım. Şuan bu bahsine ettiğim aküyü alalı tam 4 yıl oldu ve sorun yaşamadan hala kullanmaktayım. Tekrar fiyata dönecek olursak evet ben bu 4 yıl kullandığım aküye 3-4 kat fazla fiyat ödedim ama şuan için aküler kendi kendini amorti etmiş durumda. Yani diğer sıradan akülerden alsaydım. En az 4 defa değiştirecektim. Hem aküyü sök tak derdinden kurtulmuş oldum hem de uzun yıllar kullandım. Ayrıca diğer akülere nazaran tek şarjda daha uzun yol gidiyorum.

 

Kıssadan Hisse

Burdan engelli kardeşlerime şunu demek istiyorum. Biliyorum engelliler olarak maddi sıkıntılar içindeyiz öyle yüksek fiyatlar verip akü alacak maddi durumunuz olmayabilir ama verdiğiniz parayı çöpe atmamak için ya paranızı biriktirerek yada birilerinden yardım alarak mutlaka akülü sandalyenize bahsettiğim özelliğe sahip akü alın.

 

Akülü Sandalye kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

İDEAL KİLO NASIL KORUNUR?

Yaz aylarına sayılı günler kala, fazla kilolarından kurtulmayı başaranlar için, asıl önemli nokta ideal kilo nasıl korunur sorunu başlar. Verilen onca kilodan sonra, ideal kiloyu korumak, zayıflamanın en önemli aşamasıdır. Uzmanlar ideal kilonun korunması için ruhsal ve fiziksel olarak birden fazla araştırma yapmış ve aşağıdaki 5 önemli maddeyi savunmuşlardır.

KAHVALTI YAPMAYI ATLAMAYIN

Gece uykusu boyunca yaklaşık 8 saat aç kalan vücut, metabolizmanın yavaş çalışmasına neden olur. Buna rağmen sabah kahvaltısı yapmayan kişinin beyni açlık sinyallerini harekete geçirerek, yavaşlayan metabolizmayı neredeyse durma noktasına getirir. Dolayısıyla enerji yoksunluğu çeken beden, kilo alımına neden olur.

 ANİ KİLO VERMEKTEN KAÇININ!

Kişi uzun zamandır dengeli beslenmeden uzak kaldığı için, metabolizma dengesi bozulmuş ve vücut gereksiz yağları depolamıştır. İnsanlar bir an önce kilo vermek için, ölüm diyetlerine girip, hızlıca kilo vermeye başlar. Fakat aniden yapılan diyetler, birkaç ay içinde eski kilonun üstüne çıkılmasına neden olur. Çünkü metabolizma görev yetisini kaybeder ve beyin; aç kalma sinyallerini verince, vücut hemen her yiyeceği yağ olarak depolar. Bu yüzden ideal kilo nasıl korunur sorusuna ilk cevap olarak,  diyet yapacak kişinin ayda en çok 4 ila 6 kilodan fazla kilo vermemeye gayret göstermelidir. Yavaş ve düzenli verilen kilolar, vücudun zayıflama üzerindeki görevlerini tehdit altına almaz ve daha sonraki süreçlerde ideal kilo korunmuş olur.

CANINIZ NE İSTİYORSA MUTLAKA TÜKETİN!

Evet! Yanlış duymadınız. Canınız her ne çekiyorsa uzak durmayın. Fakat bu aşırıya kaçacaksınız anlamına gelmemeli. Her besinden (tatlı veya yağlı yemekler olsun) ölçülü miktarlar tüketilmeye özen gösterilmedir. Uzmanların ideal kilo korunması sürecinde kişinin yiyeceklerden mahrum edilmemesini öneriyor. Çünkü kişi kendini uzun süre yasak yiyeceklerden uzak tutup, diyet biter bitmez özlediği bu yiyeceklere hücum edecek ve ölçü sınırını kaçırmış olacak. Böylece verilen kilolar da eskiden çok daha fazla geriye dönmüş olacak.

DİYET SIRASINDA YAPTIĞINIZ SPORA DEVAM EDİN!

Spor, metabolizmanın en yakın dostudur. Fakat diyet bittikten sonra bırakılan spor, metabolizmanın yavaşlamasına neden olur. Üstelik sporu bırakan kişilerde vücut sarkmaya başlayarak, sıkılığını kaybeder. Bu yüzden haftanın 3 günü en az 45 dakikalık bir yürüyüş yapmanız bile yeterli olacaktır. Bu süreçteki amaç; metabolizmanın devamlı olarak daha fazla çalışmasını sağlamaktır.

GÜN İÇİNDE AZ 2 LİTRE SU TÜKETİN!

Organların kendi işlevselliğini devam ettirebilmesi için suya ihtiyacı vardır. Susuz kalan organlar daha yavaş çalışır ve bu organlar sayesinde çalışan metabolizma, hızını kaybedecektir. Su aynı zamanda ödem attırır ve kabızlığı önler. Su içmeyi alışkanlık haline getirmeli ve her ortamda yanınızda su bulundurmaya özen göstermelisiniz.

TATLANDIRICILARDAN UZAK DURUN!

Çay ve kahve şekerli içmeyi seven kişiler, genellikle diyet esnasında şeker yerine tatlandırıcı kullanmayı tercih ederken, diyet biter bitmez eski alışkanlıkları olan şekere geri dönerler. Bu durumda tekrar fazladan kalori alarak, hızla verilen kiloyu kolayca geri alırlar. Bu kısır döngünün önüne geçmek için; tatlandırıcı kullanmak yerine, şeker miktarını gün geçtikçe azaltıp sıfıra indirmek, diyet sırasında ve sonraki dönemde de ideal kilonun korunması sağlanabilir.

Not; Yapılan araştırmalara göre gün içinde 2 bardak yeşil çay tüketen kişilerin, yağ yakışında hızlanma göstermiştir. Diyet sırasında ve sonrasında da ideal kilo ağırlığını korumak isteyenler, şekersiz yeşil çayı kullanmalarında yarar vardır. Bununla birlikte, metabolizmanın etkili çalışması için, düzenli uyku da oldukça önemlidir. Düzenli uykunun aynı zamanda mutluluk salgılayan hormonları harekete geçirmesi, kişinin depresif anlarda bilinçsiz yemek yenmesini önleyecektir. Kısacası; düzenli bir yaşam demek/eşittir sağlıklı bir hayat elde etmek demektir.

Not: ideal kilonuzu hesaplamak için buraya tıklayın: http://idealkilo.engelliler.gen.tr/

Sağlık kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Engelli aracı devri ve satışı

%90 ve üzeri engelli olup ÖTV indiriminden faydalanarak araç alan engelliler bu araçların satışında çıkan sorunlara ve sorulara cevap vermek adına böyle bir makale hazırlamak istedik. Bu Makalede Engelli Araçların, Engelliden engelliye devir, engelliden normal şahsa devir, engellinin ölümü sonrası mirasçılarına devir gibi konuları başlıklar halinde size sunmaya çalışacağız.

Engelli Aracın Engelli Olmayan Birine Satışı ve Devri

ÖTV Tahsil Edilir….

Özel Tüketim Vergisi Kanununun 15 inci maddesinin (2) numaralı fıkrasının (a) bendi gereğince, (II) sayılı listedeki kayıt ve tescile tabi mallardan, (yani ÖTV kanuna göre aldığınız)miras(veraset) yoluyla intikaller hariç olmak üzere, ilk iktisabı ÖTV’den istisna olarak gerçekleştirilenlerin, istisnadan yararlanamayan bir kişi veya kuruma devredilmesi halinde, bu devir sonrasında adına kayıt ve tescil işlemi yapılandan, ilk iktisaptaki matrah üzerinden, satış veya devir sonrası yeni kayıt ve tescil tarihindeki orana göre, bu tarihte tarh(hesaplanması) ve tahakkuku(borçlanması) yapılarak ÖTV tahsil edilir.

Özel Tüketim Vergisi Kanunun 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (2) numaralı bendi uyarınca istisna kapsamında iktisap edilenler hariç olmak üzere; ÖTV’den istisna olarak ilk iktisabı gerçekleştirilen bir taşıtın istisnadan yararlanamayanlara satış veya devri halinde, herhangi bir süre ile sınırlı olmaksızın Kanunun 15 inci maddesinin (2) numaralı fıkrasının (a) bendi kapsamında ÖTV aranır.

Hurdaya Çıkmasında ÖTV Aranmaz…

İlk iktisabı ÖTV’den istisna olarak yapılan taşıtın deprem, heyelan, sel, yangın veya kaza sonucu kullanılamaz hâle gelmesi nedeniyle hurdaya çıkarılması ile taşıtın Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümlerine göre mükellefe iade edilmesi veya işlemden vazgeçilmesi halleri, istisnadan yararlanamayanlara satış veya devir olarak değerlendirilmez. Kayıt ve tescilden önce yapılan iadelerde, iadenin Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümlerine göre yapılıp yapılmadığına bakılmaz. Hurdaya ayırma ve iade işlemlerinin Tebliğin (II/C/1.4) ve (IV/F/2.1) bölümleri doğrultusunda yapılmış olması gerektiği açıktır. Diğer taraftan, Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 39 uncu maddesi kapsamında taşıtın, tekrar tescil edilmesine imkân bulunmayacak şekilde hurdaya ayrılması işleminde ÖTV aranılmadığı gibi, bu şekilde hurdaya ayrıldıktan sonra olduğu gibi ya da parçalar halinde satılmasında da ÖTV aranmaz.

Engelli Aracın 5 Yıl Dolmadan Satışı ve Devri

Özel Tüketim Vergisi Kanununun 15 inci maddesinin (2) numaralı fıkrasının (a) bendi hükmü gereğince, (II) sayılı listedeki kayıt ve tescile tabi taşıtlardan ilk iktisabı Kanunun 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (2) numaralı bendi kapsamında yapılanların, istisnadan yararlananların ilk iktisap tarihinden itibaren beş yıl geçmeden istisnadan yararlanamayan kişi veya kurumlara satışı veya devrinde ÖTV aranır.

Süreci İçinde Başka Bir Engelliye Satışında Satan Kişi ÖTV Öder…

Kanunun 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (2) numaralı bendi kapsamında ilk iktisabı yapılmış taşıtın, daha önce aynı düzenlemeden yararlanmış olup, yararlanma tarihinden itibaren henüz beş yıllık süre geçmemiş bir malul veya engelliye satışı veya devri halinde mezkûr düzenleme kapsamında alıcı malul veya engelli tarafından kayıt ve tescilden önce ÖTV’nin beyanı ve ödenmesi gerekir.

Süre İçinde Mirasçılara kalan ve mirasçılar tarafından satılan araçlarda ÖTV Ödenir…

Ayrıca, söz konusu istisna kapsamında ilk iktisabı yapılan taşıtların, veraset yoluyla ÖTV uygulanmaksızın varislere intikal etmesi ve murisin istisnadan yararlandığı tarihten itibaren beş yıllık süre geçmeden varisler tarafından istisnadan yararlanamayanlara satışı veya devrinde de ÖTV aranır.

%90 Engel Raporu olmayana satışta ÖTV Ödenir…

Malul veya engelliler tarafından ÖTV’den istisna olarak ilk iktisabı yapılan taşıtın, Kanunun 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (2) numaralı bendi hükmünden yararlanabilecek durumdaki malul veya engelliye satış veya devrinde ÖTV aranmaz. Ancak, bu durumda da mezkûr düzenleme kapsamında aranan belgelerin ilgili vergi dairesine ibrazının gerektiği tabiidir. Bu kapsamda, engellilik oranı %90 ve üzerinde olanlar tarafından engellilik oranı %90’ın altında olanlara satışının/devrinin yapılması veya engellilik oranı %90’ın altında olanlar tarafından engellilik oranı %90 ve üzerinde olanlara satışının/devrinin yapılması taşıtın ÖTV’siz iktisabına engel teşkil etmez.

Engelli 5 Yıl Dolmadan Yeni ÖTV İndiriminden Yararlanamaz!

Kanunun 15 inci maddesinin (2) numaralı fıkrasının (a) bendi kapsamında ÖTV’siz iktisabı yapılan taşıtın, iktisap tarihinden itibaren beş yıl içinde istisnadan yararlanamayanlara satış veya devrinde ÖTV aranır. Ayrıca, bu uygulama kapsamında, ÖTV’siz olarak taşıt iktisap eden malul veya engelliler, bu taşıtları iktisap tarihlerinden itibaren beş yıl geçmeden, tekrar bu düzenlemeden ve/veya Kanunun 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (2) numaralı bendi uygulamasından yararlanamaz.

Engelli Aracın 5 Yıl Dolduktan Sonra Satışı ve Miras

Özel Tüketim Vergisi Kanununun 15 inci maddesinin (2) numaralı fıkrasının (a) bendi hükmü gereğince, (II) sayılı listedeki kayıt ve tescile tabi taşıtlardan Kanunun 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (2) numaralı bendi kapsamında ilk iktisabı yapılanların, ilk iktisap tarihinden itibaren beş yıl geçtikten sonra satışı veya devrinde ÖTV aranmaz.

Ayrıca, söz konusu istisna kapsamında ilk iktisabı yapılan taşıtların veraset yoluyla ÖTV uygulanmaksızın varislere intikal etmesi ve murisin istisnadan yararlandığı tarihten itibaren beş yıllık sürenin bitimine kadar varisler adına kayıt ve tescilli kalması koşuluyla satışı veya devrinde de ÖTV aranmaz.

Verginin Beyanı ve Ödenmesi

Özel Tüketim Vergisi Kanununun 15 inci maddesinin (2) numaralı fıkrasının (a) bendi kapsamında ÖTV’nin arandığı durumlarda, ilk iktisabında ÖTV istisnası uygulanan taşıtın istisnadan yararlananlar dışındaki üçüncü şahıslar tarafından iktisabında, taşıtın istisnadan yararlanılan ilk iktisabındaki matrah ve istisnadan yararlanamayan üçüncü şahıslar adına kayıt ve tescil ettirildiği tarihteki oran üzerinden ÖTV beyan edilir ve ödenir. (Engelli Blog Yorumu : Yani ÖTV ödenmesi icap ettiği durumlarda, aracın ilk tescil ettirildiği tarihteki oran üzerinden ÖTV hesaplanır ve ödenir.)

Dolayısıyla, bu uygulama kapsamında vergileme, alıcının beyanname vermesi suretiyle yapılır. Söz konusu taşıtların, istisnadan yararlanamayan kişi veya kurumlarca iktisabından önce, alıcılar tarafından Gelir İdaresi Başkanlığı web adresindeki “Formlar ve Yayınlar / Beyanname Örnek Formları” bölümünde yer alan (2A) numaralı ÖTV Beyannamesi kâğıt ortamında düzenlenerek, bu işlemin yapıldığı yerde tek vergi dairesi varsa bu vergi dairesine, birden fazla vergi dairesi varsa motorlu taşıtlar vergisi ile görevli vergi dairesine verilir ve vergi aynı gün ödenir.

Engelli Kişinin Ölümü İle Engelli Aracın Mirasçılara Kalması

Özel Tüketim Vergisi Kanununun 15 inci maddesinin (2) numaralı fıkrasının (a) bendi hükmü gereğince, ilk iktisabında istisna uygulanan kayıt ve tescile tabi taşıtların, veraset yoluyla intikallerinde ÖTV aranmaz. Dolayısıyla, taşıtın veraset yoluyla intikaline bağlı olarak müştereken bütün mirasçılar adına kayıt ve tescil edilmesi halinde, bu intikal işlemi nedeniyle ÖTV uygulanmaz.

Araç Dışında Miras Bırakılan başka mallar Varsa Ve Birden Fazla Mirasçının Olması

Ancak, muristen mirasçılara sadece bir taşıtın intikal etmiş olması, başka bir mal ve/veya hakkın intikal etmemiş olması halinde, taşıtın miras hisselerinin tek bir mirasçıya devredilmesi, devralan mirasçı açısından (kendi miras hissesine karşılık gelen kısmı hariç olmak üzere) “veraset yoluyla intikal” olarak değerlendirilmez. Bu şekilde bir ivaz karşılığında veya ivazsız (bağış, hibe, hediye vb.) olarak gerçekleşen devir işleminde Kanunun 15 inci maddesinin (2) numaralı fıkrasının (a) bendi kapsamında ÖTV aranır. Bu kapsamda, söz konusu taşıtın ilk iktisap tarihinden itibaren beş yıl geçmeden istisnadan yararlanamayanlara devri halinde, taşıtın bu mirasçıya intikalinde vergilendirilmeyen kendi miras payına tekabül eden kısma ilişkin ÖTV’nin de beyan edilip ödeneceği açıktır.

Muristen mirasçılara intikal etmiş olan terekede söz konusu taşıtın yanı sıra başkaca mal ve/veya hakkın da bulunması halinde ise diğer mirasçıların, lehine taşıt üzerindeki mülkiyet hakkından ivazsız olarak feragatini gösteren belgenin ibrazı şartıyla istisnadan yararlanılmış olan taşıtın lehine feragat edilen mirasçıya intikali, “veraset yoluyla intikal” olarak değerlendirilir. Bununla birlikte, Kanunun 15 inci maddesinde yer alan söz konusu düzenleme, esas itibariyle veraset yoluyla intikal eden engelli taşıtının tüm mirasçılara intikaline ilişkin olup, taşıtın istisnadan yararlanamayan murisler arasında veya murisler tarafından istisnadan yararlanamayan üçüncü kişilere devrine ilişkin bir istisna sağlamadığından, terekede yer alan diğer mal ve/veya hakların değerinin taşıtın değeri ile mütenasip olması gerekmektedir. Aksi takdirde, diğer mirasçıların vereceği feragatnameye istinaden taşıtı devralan mirasçının taşıt üzerindeki kendi mülkiyet hakkına (miras payına) karşılık gelen kısmı hariç olmak üzere bu işlem “veraset yoluyla intikal” olarak değerlendirilmez. Örneğin, istisnadan faydalanılan taşıtın engellinin vefatı üzerine iki mirasçıya intikal etmesi ve mirasçılardan birinin taşıtı, diğerinin ise terekede taşıt dışındaki varlık olan beş adet cumhuriyet altınını alması ve bu hususta mirasçıların anlaşmaları durumunda, bahse konu cumhuriyet altınlarının toplam değeri taşıtın değeriyle mütenasip olmadığından, feragatname düzenlense dahi, terekede birden fazla mal ve/veya hak bulunması kapsamında ÖTV’siz işlem tesis edilmez.

Bu uygulamada, ÖTV’den müstesna olarak ilk iktisabı yapılan taşıt dışında herhangi bir mal ve/veya hakkın “birden fazla mal ve hak” kapsamında değerlendirilebilmesi için söz konusu mal ve/veya hakkın Veraset ve İntikal Vergisi Beyannamesine dahil edilmiş olması gerekmekte olup, mezkûr beyannameye dahil edilmeyenler “birden fazla mal ve/veya hak” kapsamında değerlendirilmez. Banka hesabında/hesaplarındaki paranın, taşıt dışındaki mal ve/veya hakların toplam değerinin tespitinde dikkate alınabilmesi için, muris adına açılmış olan hesap/hesaplarda ölüm tarihi itibariyle mevcut olması gerekir. Ayrıca, murisin ölümünü müteakip, mirasçılarının tamamının ya da bir kısmının sosyal güvenlik mevzuatı çerçevesinde, ilgili kurum veya kuruluşlardan alacağı maaş birden fazla mal ve/veya hak kapsamında, terekeye dâhil değildir.

Söz konusu şartlar dahilinde, istisnadan yararlanılan taşıtın varislerden birine intikalinde ÖTV aranmadığı gibi, lehine taşıt üzerindeki mülkiyet hakkından vazgeçilen mirasçının buna karşılık taşıt haricinde terekede yer alan diğer mal ve/veya haklardaki miras hissesinden diğer mirasçılar lehine vazgeçmesi de aranmaz. Ayrıca, bu kapsamda işlem tesisi için muristen mirasçılara intikal etmiş olan söz konusu taşıtın dışındaki diğer mal ve/veya haklarla ilgili olarak da aynı mirasçı lehine feragat edilmiş olması aranmaz. Ancak, istisna kapsamında iktisap edilen taşıtın varislere kalan hisselerinin tek bir mirasçıya ivazlı olarak devredilmesi halinde, devralan mirasçının taşıt üzerindeki kendi mülkiyet hakkına (miras payına) karşılık gelen kısmı hariç olmak üzere bu satış işlemi “veraset yoluyla intikal” olarak değerlendirilmez. Bu kapsamda, söz konusu taşıtın malul veya engelli tarafından ilk iktisap tarihinden itibaren beş yıl geçmeden istisnadan yararlanamayanlara devri halinde, taşıtın bu mirasçıya intikalinde vergilendirilmeyen kendi miras payına tekabül eden kısma ilişkin ÖTV’nin de beyan edilip ödeneceği açıktır.

Taşıtın miras hisselerinin tek bir mirasçıya devredilmesi ve bu mirasçının Kanunun 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (2) numaralı bendi uygulamasında aranan şartları ve nitelikleri haiz olması durumunda, terekenin birden fazla mal ve/veya haktan ibaret olup olmamasına bakılmaksızın, bu devir işlemi dolayısıyla ÖTV aranmaz. Bu durumda, malul veya engellinin Kanunun 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (2) numaralı bendi ile 15 inci maddesinin (2) numaralı fıkrasının (a) bendi kapsamında maluliyet veya engellilik durumu nedeniyle ÖTV’siz olarak taşıt iktisap etmemiş olması veya iktisap tarihinden itibaren beş yıllık sürenin geçmiş olması gerektiği tabiidir.

Veraset yoluyla intikal kapsamında, kendisine taşıt veya taşıt üzerinde hisse intikal eden malul veya engelliler, Kanunun 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (2) numaralı bendi uygulamasından Tebliğin (II/C/1) bölümünde yapılan açıklamalar çerçevesinde yararlanabilir.

Diğer mirasçıların tek bir mirasçı lehine taşıtla ilgili mülkiyet haklarından feragatini gösterir belgenin noter onaylı olması yeterlidir.

ÖTV’den istisna olarak ilk iktisabı yapılan taşıtın veraset yoluyla intikali sonrasında varisin de vefatı nedeniyle taşıtın ikinci kez veraset yoluyla intikalinde de yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde işlem tesis edilir.

Bu uygulama kapsamında verginin beyanı ve ödenmesine ilişkin yükümlülükler, adına kayıt ve tescil yapılan/yapılanlar tarafından yerine getirilir.

Engelli Araç kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

VERGİ ÖDEMEDEN ARABA ALMAK İÇİN % 90 ENGELLİ OLMAK YETERLİ Mİ?

Soru: Dedem 90 yaşında Yüzde 55 ağır özürlü olarak raporu var biz bu rapor üzerinden araç almak istiyoruz ama araç alınırsa aylık ödenen engelli parasının ödenmeyeceğini duyduk. Bu doğru mu acaba? Bir de bu raporla araç alınırken ne kadar bir fiyat uygunluğu olur yardımcı olursanız sevinirim.

SERKAN

Cevap: Engelli dedenize, Özel Tüketim Vergisi ödenmeden otomobil almak istediğiniz anlaşılıyor. Özel Tüketim vergisi istisnasından yararlanarak vergi ödemeden otomobil vb. araç almak için, en az yüzde 90 oranında engelli olmak gerekiyor. Yüzde 55 engel oranı ile dedenize ÖTV istisnasından yararlanarak otomobil alamazsınız.

Engelli hakkıyla emekli olmak için primi 3920 güne tamamlamalısınız

Soru: 15 Mart 1977 doğumluyum. Özel bir şirkette  engelli olarak çalışmaktayım. Yüzde 41 raporluyum. 1995 de sigorta girişim var.  1951 gün prim ödemem var. Vergi indiriminden faydalanmaktayım. Kaç günde ve ne zaman emekli olabilirim?

Ali CANDOĞAN

Cevap: 6 Ağustos 2003 tarihi itibariyle, 6 yıldan fazla 9 yıldan az süredir sigortalı olan vergi indirimi almış 3 ncü derece engelli olarak, emekli olmak için; 17 yıl sigortalılık süresi ve 3920 gün prim ödeme şartlarına tabisiniz.  1969 gün daha prim ödeyerek toplam priminizi 3920 güne tamamlayacağınız tarihte emekli olabilirsiniz.

Hakkınız zamanaşımına uğramış

Soru: 25 Nisan 1982 doğumlum. 1 Ekim 1998 de stajla sigortam açıldı. Yalnız prim yatmadı. İlk sigorta primi Ekim 2000 ayında yattı.  4100 gün primim var. Askerliğimi 2002- 2003 arasında 15 ay askerlik yaptım. Ne zaman emekli olabilirim? 1998 ile 2000 yılları arasında prim yatırabilir miyim? O ara sigortasız lokantalarda çalışmıştım?

YASİN

Cevap: Emekli olmak için; 7000 gün prim ödeme ve 60 yaş şartlarına tabisiniz. 2900 gün daha prim ödeyerek toplam priminizi 7000 güne tamamlamanız şartıyla, 60 yaşınızı dolduracağınız 25 Nisan 2042?de emekli olabilirsiniz. 1998-2000 arasını borçlanarak kazanamazsınız. Sigortasız çalıştığınız işten ayrıldığınız tarihten itibaren 5 yıl içinde hizmet tespit davası açabilirdiniz. Ancak, 5 yılı geçirdiğinizden hakkınız zamanaşımına uğramış.

Gelir ve aylıktan yüksek olanın tamamını düşük olanın yarısını alırsınız

Soru: 4 Ocak 1980 doğumluyum. Sigorta girişim 1996?da. 2009?da iş kazası geçirdim. Yüzde 45 raporum var. 3000 gün primim var. Şuan çalışıyorum. Ne zaman emekli olabilirim? Ayrıca devletten almış olduğum 380 TL sürekli iş göremezlik parası alıyorum. Emekli olduğumda bu para kesilir mi?

Akif KURT

Cevap: Vergi indirim hakkı alırsanız, 6 Ağustos 2003 itibariyle 6 yıldan fazla 9 yıldan az süredir sigortalı olan vergi indirim hakkı almış 3 ncü derece engelli olarak emekli olmak için; 17 yıl sigortalılık süresi ve 3920 gün prim ödeme şartlarına tabi olursunuz. 920 gün daha prim ödeyerek toplam priminizi 3920 güne tamamlayacağınız tarihte emekli olabilirsiniz. Emekli olduğunuzda almakta olduğunuz sürekli iş göremezlik geliri ile emekli aylığından yüksek olanın tamamını düşük olanın yarısını alırsınız.

Bir yıl isteğe bağlı prim ödemek Bağ-Kurdan emekli olmanızı gerektirmez

Soru:19 Ocak 1975 doğumluyum. İlk işe giriş tarihim 2 Ocak 1988 olup 3420 gün prim ödemem var. 1997 de evlilik dolayısı ile işten ayrıldım. İki çocuğum var. Doğum borçlanması yaptıktan sonrada  bir yıl açığım kalıyor. Acaba bu bir yılı isteğe bağlı ödesem Bağ-Kurlu sayılır mıyım? Ve ne zaman emekli olurum?

Remziye DAĞLI

Cevap: Emekli olmak için; 20 yıl sigortalılık süresi, 5225 gün prim ödeme ve 44 yaş şartlarına tabisiniz. İki doğum borçlanmasıyla 1440 gün kazandıktan sonra 386 gün daha prim ödeyerek toplam priminizi 5225 güne tamamlayacağınız tarihte emekli olabilirsiniz. İsteğe bağlı prim ödemesi Bağ-Kura sayılsa da, 365 gün primi isteğe bağlı ödemenizde sakınca yok.

İstediğiniz zaman emekli olabilirsiniz

Soru: 15 Mart 1966 doğumluyum. 5 Aralık 1986 tarihinde askerlik hizmetini 18 ay yaptım. 1 Ocak 1989 tarihinde Bağ-Kurlu olarak 9 ay ticari Faaliyet yürüttüm. 1 Şubat 1990 tarihinden beri resmi Kurumda çalışıyorum. Ne zaman emekli olabilirim?

Ali Haydar DEMİR

Cevap: Sorunuzu kamu kurumunda SSK?lı olarak çalıştığınız varsayımına göre cevaplandırıyoruz. Emekli olmak için; 25 yıl sigortalılık süresi, 5300 gün prim ödeme ve 49 yaş şartlarına tabisiniz. Aranan şartları sağladığınızdan istediğiniz zaman emekli olabilirsiniz.

Kaynak: Engelliler.gen.tr

Engelli Araç kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Malulen Emeklilikte İlk İşe Giriş Tarihine Dikkat !

İlk kez çalışmaya başladığı tarihten sonra belirli hastalık halleri sonucunda kişinin çalışma gücünde bir kayıp meydana gelmişse maluliyet ortaya çıkar. Malul kalan ve bu nedenle çalışma gücünü kısmen veya tamamen yitiren sigortalıların gelir kayıplarını telafi etme amacıyla da malullük sigorta kolu kurulmuştur. Maluliyet sebebiyle kendisine aylık bağlananların sayısı ülkemizde 118 bin kişiye ulaşmış durumda.

AIDS de malulluk sayılır

Sosyal Güvenlik Kurumu’nun Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği’ne göre; nöroloji, psikiyatri, göz hastalıkları, kulak burun boğaz hastalıkları, onkoloji, hematoloji, ortopedi ve travmatoloji, romatoloji, gastroenteroloji ve hepatoloji, dermatoloji, kardiyoloji, damar hastalıkları, genitoüriner sistem hastalıkları, endokrinoloji ve metabolizma hastalıkları, solunum sistemi hastalıkları ve aids malullük için geçerli hastalıklar olarak belirlenmiştir.

Bu hastalıklar neticesinde çalışma gücünde en az yüzde 60 oranında kayıp meydana gelmişse erken emekli olma hakkı ortaya çıkar. Yüzde 60 kayıp yoksa malullük aylığı alamaz.

Yaşlılıktan ileri gelen hastalıklar maluliyet tespitinde esas alınmaz. Nadir hastalıklar, toplumun küçük bir bölümünü etkileyen hastalıklardır. 7 bin kadar farklı nadir hastalık vardır. Yüzde 80’i genetiktir. Bu hastalıklara yakalanan kişiler de malul sayılabilir.

İşe giriş tarihi önemli

Malulen emeklilikte en kritik konu ilk kez işe girilen tarihten sonra çalışma gücünde kaybın ortaya çıkmasıdır. Sigortalı olarak ilk defa çalışmaya başladığı tarihten önce sigortalının çalışma gücünün en az yüzde 60’ını kaybettiği önceden veya sonradan tespit edilirse sigortalı bu hastalık veya engeli sebebiyle malullük aylığından faydalanamaz.

Bu kuralda, nadir görülen hastalıklar için ayrı bir düzenlemeye, bu hastalıkların envanterine ihtiyaç bulunmaktadır.

Sigortalıların çalışma gücünün en az yüzde 60’ını kaybedip kaybetmediklerinin tespitinde yönetmelikte belirtilen hastalıklar esas alınıyor. Maluliyet tespitinde esas alınacak sağlık kurulu raporlarını düzenlemeye; Sağlık Bakanlığı eğitim ve araştırma hastaneleri, Devlet üniversite hastaneleri, Türk Silahlı Kuvvetlerine bağlı eğitim ve araştırma hastaneleri yetkilidir.

1800 gün prim koşulu var

Sigortalıya malullük aylığı bağlanabilmesi için sigortalının; malul sayılması, en az on yıldan beri sigortalı olup, toplamda 1800 gün priminin olması gerekiyor. Eğer kişi başka birinin sürekli bakımına muhtaç derecede malul sayılmışsa, bu sefer 10 yıl sigortalılık aranmıyor, sadece 1800 gün priminin olması malullük aylığı için yeterli oluyor.

Pek çok sigortalı hastalığının ne kadar bir kayba neden olduğunu bilmiyor. Böyle durumda sigortalı SGK’ya başvurarak kendisini sağlık kurulu raporu almak için sevk ettirmeli. 1800 gün ödenmiş primi varsa SGK maluliyet tespiti için sigortalıyı hastaneye sevk etmektedir. Sağlık Kurulu’nun düzenlediği raporda çalışma gücünde en az yüzde 60 kayıp ve ‘başka birisinin sürekli bakımına muhtaç’ ibaresi yer alıyorsa bu durumda 10 yıllık sigortalılık şartı aranmaksızın sigortalı malullük aylığına hak kazanır. Genel sağlık sigortası ve başka prim borcu varsa Bağ-Kur’lulara malullük aylığı bağlanmıyor. Cem KILIÇ

Emeklilik kategorisine gönderildi | Yorum bırakın